26 Şubat 2015 Perşembe

Ayrılık Sonrası Depresyon

Sevgiliden ayrıldıktan sonra girilen depresyon herkesin dert yandığı bir problemdir. Oysaki ayrılık ne dünyanın sonu, ne de büyük bir derttir. Belkide hayatın sizin için hazırladığı suprizler vardır kim bilebilir?
      Ayrılıktan sonra bırakın depresyonu, ayrılığın bilmem kaç evresi diye yazılar yazılıyor. Tabiiki de normal bir insanın ayrılıktan sonra sevinmesi tuhaf olurdu, ancak bu şekilde ki yazılar insanları daha kötü ruh hallerine sokmakta ve depresyon olasılığını daha çok yükseltmektedir.
     Öyleyse bu tarz yazılar yerine daha eğlenceli aktivitelerle ya da daha olumlu yazılarla bu dönemi hafifletmeyi düşünebilirsiniz.
      Ayrılık sonrası eski sevgilinizi sosyal medyadan ya da gerçek hayatta takip altına almanız psikolojinizi olumsuz yönde etkileyecektir. Bırakın herşey olması gerektiği gibi olsun. Siz onu takip edip peşinde koştukça değişen hiçbirşey olmayacaktır.
      Bazen özliceksiniz hatta çok özliceksiniz.. önceki yazımda dediğim gibi 'ayrılıkta sevdaya dahildir.' kaderinizde o insan varsa zaten bir yerde yine karşınıza çıkacaktır.
       Şayet ilişkiniz sizin bir hatanız ile bitmişse, söylicek pek birşey yok aslında. bir adım atmadan önce on adım ötesini düşünmek gerekir.
       Sizin sebebinizle ya da karşınızdaki insanın hatasıyla da bitmiş olsa, yapılacak en doğru şey ayrılığın sebebinin boyutunun iyi düşünülmesidir.
       Peki ayrılık sonrası bunalma süresini nasıl kısaltabiliriz? tabii ki de sevdiklerimixle vakit geçirerek. Ama ilk önce kendimizle yalnız kalıp içimizde bu duruma çözüm getirmek istediğimizi düşünmemiz gerekir. Yalnız kalabilmek kendimizi tedavi etmenin en güzel yöntemidir. çünkü konuşurken kimse duymaz sadece kendinizle istediğinizi konuşursunuz dilerseniz ağlarsınız.
    daha sonrası da gülümseyerek arkadaşlarınızla zaman geçirerek kendi tedavinizi tamamlamış olursunuz. Eğer ki dayanamayacak kadar kötü durumdaysanız bir uzmandan tedavi almanız gerekebilir.

25 Şubat 2015 Çarşamba

Uzun Süreli İlişkinin Sırları

       Kim istemez ki hayatını tek bir kişiyle geçirmeyi, yani uzun süreli ilişkiyi. Tabii ki bu biraz da şans meselesi, karşınıza çıkan insanın karakteriyle, tutumuyla da alakalı. onu anlamak size kalmış ancak genel olarak uzun süreli ilişkide karşılıklı olması gereken davranışlar vardır.
      Saygı bunların ilk başında geliyor. Kişilerin birbirlerine karşı saygısı azalmadığı sürece tartışmaların ya da ayrılıkların olması söz konusu değildir. Karşılıklı tahammül de saygı kadar önemli bir olgudur. Yapılan her hata da rest çekmek ilişkiye huzursuzluktan başka bir şey getirmez ve zamanla kişilerin birbirlerine karşı saygının azalmasına da sebeb olur. Unutmamak gerekir ki geçirilecek olan koca bir ömürdür, bir iki ay değil. Karşınıza çıkan her insana şans vermek yerine, size karakteri en yakın geleni seçmeniz ileride mutluluğunuz için önemlidir.
      İlişki sırasında inatlaşmak karşılaşılan en büyük sorunlardan birisidir. Halbuki inatlaşmakla sorunlar çözülmez, hatta daha da büyür. Duruma göre alttan almayı da inadı biraz olsun kırmayı da bilmek lazım.
      Erkeklerin büyük bir çoğunluğu gereksiz konuşmayan kadınları tercih eder. Bu demek değildir ki haklı olunduğunda ya da kızılması gereken bir durumda kadınların susması gerekir. Tabii ki de hayır. Demek istenilen mantıklı konuşmak, kelimelerin içini doldurarak karşı tarafın anlayabileceği şekilde söylemek. Erkekler çok ince göndermeleri anlamaları zor olabilir, daha doğrusu anlamazdan gelebilirler. Bu sebeble istenilen konuyu daha net biçimde söylemekle problemi çözmek daha kolay olabilir.
      Kadınlar ise uzun süreli birliktelik yaşamak için güvenebilcekleri erkekleri tercih ederler. İyi bir eş olabilecek, gözleri kapalı güvenebilecekleri erkekleri isterler. Güvenlerini kıracak bir durumda karşılaştıklarında ise, karşılarındaki kişiden vazgeçerler. bu yüzden karşılıklı güven ilişkinin en temelini oluşturur. Güvensizlik üzerine kurulan ilişki sağlam olmayacağı gibi, bu ilişkiye dair hayaller kurmakta mantık dışıdır.
        Yapılan hatalardan biri de tartışmaktır. Tartışmak aşkın tuzu biberi derler, lakin fazlası hatta azı bile ilişkiyi fazlaca yıpratır. Tartışmayı engellemek aslında çok kolaydır. 'Konuşmak'. Tartışmak yerine konuşmayı tercih edin, sorunun büyümeden çözüldüğünü göreceksiniz.




         

Diyette Psikolojinin Önemi

Depresyonun en büyük sebeblerinden biridir kilo problemi. Özellikle günümüzde bu sorunun daha da büyüdüğünü görüyoruz. Kilosu çok olan veya psikolojik olarak bu şekilde düşünen kişilerde insanlardan kaçma, toplumdan kendini soyutlama, arkadaş çevresinden uzaklaşma ve maalesef kendine güvensizlik sorunları gözlemlenmektedir.
      Bir çok kişi değişik heveslerle diyet programlarına başlıyor ve çoğunlukla hayal kırıklığı yaşıyorlar. Burada kilit kelime 'heves'. bir anlık hevesle başlanan, beyinde kendini ikna etmeyen denen diyet programlarının sonuç vermemesine şaşırmamak gerek.
       Önemli olan kişinin diyete değil, sağlıklı besinler tüketmeye yani sağlıklı bir hayat için kendini tamamen ikna etmesi gerekiyor. Kararlılıkla başlanan diyetlerin, hedeflenen sonuçlarına ulaştığına çevrenizde de şahit olmuşsunuzdur. 
      Diğer bir sorun ise, diyet sırasında yapılan hatalarda hemen pes etmek ve ders çıkartmamak. Şöyle ki; diyette olmayan bir besinden tüketildiğinde diyet bozuldu diyerek bırakmak yani pes etmek.
Doğru olan ise hata olduğunu kabul ederek diyete kaldığı yerden devam edilmesidir.
     Diyet sırasında yakın çevrenizdeki insanların size psikolojik yönden destek olması bir diğer önemli konudur. Diyet sırasında arkadaşlarınızdan ve ailenizden size destek olmalarını rica ediniz.
       Diyet yaparken sağlığınıza zarar verecek diyet programlarından uzak durmalısınız.